"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, tutuksuz sanık Hopa Belediye Başkanı Utku Cihan savunma yaptı.18 yıldır aralıksız olarak belediyecilik yapmaya devam ettiğini aktaran Cihan, 2020 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Ulaşım Daire Başkanı olduğunu ve 20 Kasım 2023'e kadar bu görevi yaptığını anlattı.Yıllarca görevini kendisine verilen yetki ve sorumluluk sınırları içerisinde yapmaya çalıştığını ifade eden Cihan, "İstanbul gibi milyonlarca insanın hayatına dokunan bir kentte ulaşımı yönetmek benim için sadece bir görev ünvanı olmadı.
Her gün milyonlarca insanın hayatını etkileyen kararların sorumluluğunu taşıdım. Sonra İBB'deki görevimden doğduğum kente, yani Hopa'ya, memleketime hizmet etmek için istifa ettim. Hopa'da belediye başkanı adayı oldum.
Hopa halkının takdirleriyle seçildim ve şu anda doğduğum topraklara hizmet etmenin onurunu ve mutluluğunu yaşıyorum. İstanbul'da milyonlara hizmet etmek ve Hopa'nın bir sokağının, sokağındaki insanın sorununu çözmek de aynı kamu hizmetinin bir parçasıdır." ifadesini kullandı.Kendisine isnat edilen suçlamalar ile 18 yıldır sürdürdüğü kamu hizmeti anlayışının birbirinin tam karşısında durduğunu ifade eden Cihan, "İddia edilen suçlar, bir kamu ihalesine hile karıştırmak, birilerine haksız menfaat sağlamak, rekabeti engellemek ve gizli bilgileri paylaşmak.
Benim, buradaki meslektaşlarımın ve onurlu belediyecilerin hayatı boyunca uzak durduğu ne varsa bugün bana, bize isnat ediliyor ve açıkça söyleyeyim, insanı en çok yaralayan da bu. Şimdi bana soruyorlar ihaleye fesat mı karıştırdın? Benim cevabım çok açık, hayır.
Hiçbir firmaya gizli bilgi vermedim, hiçbir kamu görevlisine bir firmayı kayırması yönünde talimat vermedim, hiçbir kişiye veya şirkete haksız menfaat sağlamak amacıyla bir harekette bulunmadım. Böyle bir niyetim de olmadı, böyle bir eylemim de olmadı." savunmasını yaptı."Eylemler bakımından bana ait somut suç fiili ve bu fiili ortaya koyan kişiselleştirilmiş bir delil bulunmamaktadır"Cihan, iddianameye konu eylemlerle ilgili üzerine atılı suçlamaları reddederek, "Hakkımda isnat edilen eylemler bakımından bana ait somut suç fiili ve bu fiili ortaya koyan kişiselleştirilmiş bir delil bulunmamaktadır.
Cezai sorumluluğumun yalnızca 'yönetim kurulu başkanı' sıfatıma dayandırılması mümkün değildir. Bu eylemlerdeki suçlamaların heyetiniz tarafından yetki ve sorumluluklarım doğrultusunda değerlendirilmesini talep ediyorum. Tutuklu bulunan belediye başkanlarımızın, bürokratlarımızın ve meslektaşlarımın da bir an önce özgürlüklerine kavuşmasını temenni ederek hakkımdaki suçlamaların maddi ve manevi unsurları oluşmadığından her suçtan ayrı ayrı beraatımı talep ediyorum." ifadelerini kullandı.Cihan'ın çapraz sorgusu sırasında Ekrem İmamoğlu da söz aldı.İmamoğlu, Cihan'a, "Bu kadar önemli bir daire başkanlığına gelirken Ekrem İmamoğlu'yla tanışmanız veya geçmişe dair bir samimiyetiniz mi buna vesile oldu yoksa liyakat ve deneyimlerinizle birlikte süreciniz mi?
Nasıl bir işe başlama süreci yaşadınız?" sorusunu yöneltti.Cihan, soruyu, işe girmek için başvuru yaptığını belirterek, "İnsan kaynaklarıyla görüştükten sonra bu süreç devam etti. Ben ulaşım planlama müdürü olarak önce göreve başladım. Sonra toplu ulaşım hizmetleri müdürü olarak devam ettim, iki müdürlüğe baktım.
Sonrasında ulaşım daire başkanlığı kadrosu boşaldıktan sonra yine oraya bir üst makama getirildim. Tamamen liyakatle bu sürece geldiğime inanıyorum ve böyle olduğunu biliyorum." şeklinde cevapladı.İmamoğlu'nun CHP'den Hopa Belediye Başkan adayı olmasıyla ilgili süreci sormasının ardından Cihan, "Hopa'dan, yani memleketimden abilerimiz, büyüklerimiz böyle bir teklif yaptılar.
ve tabii ki bir bürokrat olarak, o dönem devlet memuru olarak sizden izin almamız gerekiyordu. Ben aslında sizin beni bırakacağınızı düşünmüyordum ama onların da talepleriyle beraber bu yola çıkmama izin verdiniz. Sizin bu konuda herhangi talimatınız yoktu." dedi."Murat Ongun karar verici mercidir"Tutuksuz sanık reklam şirketi sahibi Kaan Ketenci, savunmasında, Bağdat Caddesi'nde reklam koyma işini yaptıklarını ve bunun için İBB'yle ecrimisil yürüttüklerini söyledi.Herhangi bir kamu zararı oluşturmadığını anlatan sanık Ketenci, beraatını istedi.Cumhuriyet savcısının, Murat Ongun'a yönelik "açık hava reklam başı, son karar verici ve onay makamı" şeklindeki ifadesini sorduğu sanık Ketenci, Ongun'u tanımadığını ve kendisiyle hayatında hiç görüşmediğini anlattı.
Ancak Ketenci, piyasanın Ongun'un "karar verici merci" olduğunu ve her şeyin başta ona gittiğini bildiğini belirterek, "Ona sorulur, ondan cevap gelir, iş ya yapılır ya da yapılmaz." dedi.Savcı, sanığa "Medya AŞ tarafından dron açılması ve benzeri faturaların kesilmesi" ifadesini hatırlatarak, "Bu anlaşmalar karşılığında bir hizmet aldınız mı?" diye sordu.
Sanık Ketenci ise soruyu "Elif Güven, Medya AŞ bize fatura keserdi, Medya AŞ'nin faturasını biz ödemeye çalışırdık. Sistem bunun üzerindeydi." şeklinde cevapladı.Metro inşaatlarının etrafındaki panoları koyduktan sonra, anlaşmaları üzerine çift taraftan fatura gelmeye başladığını ifade eden Ketenci, "Ben bir vaatte bulunmuştum, 2 milyon lira ödeyeceğime karşılık o alanların yeni reklam hakkı olarak.
Kağan Bey'in oradan çeşitli ecrimisiller geliyordu. Aynı zamanda da Medya AŞ tarafından da geliyordu." diye konuştu.Sanık Ketenci, bir vakitten sonra Medya AŞ ve Elif Güven tarafından kendisine "Biz bir şey hazırlayacağız, bir dron sözleşmesi, bir kamera görüntüsü sözleşmesi. Bu sözleşmeleri sen onayla, imza at, gönder bize" şeklinde beyan edildiğini belirterek, "Ondan sonra biz bu hizmetin karşılığını almadık.
Böyle bir dron sözleşmesinin karşılığını almadık. Ama ticaretimiz olağan akışı yüzünden bunları kabul ettik. Eğer biz bunları kabul etmeseydik yerlerimiz kaldırılacaktı, piyasaya rezil olunacaktı ve zaten ticari hayatımız otomatikman bitecekti." dedi.Savcı, Ketenci'ye "yatırım parası çıkmadığı için bu bedeli ödeyemediği" ve "bir vinç ile zabıta tarafından İstanbul'daki bütün yerlerinin kesildiği" yönündeki ifadesini hatırlattı.İfadesini doğrulayan ve 16 pano diktiğini belirten sanık Ketenci, "Öncelikli olarak, sebebini bilmediğim şekilde, bir anda koyduğum panoların ortasına başka bir reklam firması tarafından başka bir pano daha konuldu ve oraya bir reklam geldi.
Ben öncelikle buna itiraz etmiştim, 'Ne oluyor, buralar benimdir, benim panolarımın arasına bir pano daha koydunuz ve benimkiyle alakası olmayan bir çeşitli ebatta ve ölçüde koydunuz.' dedim. Ondan sonra dediler ki, 'Bunun böyle olması lazım.'Peki' dedik, sustuk mecburen. Çünkü orada yatırımlarımız vardı, neticede eve ekmek gitmesi gerekiyordu.
Ondan sonra eylül ayı oldu, ben bir yandan yatırım yaparken bir yandan ecrimisilleri ödeyemediğimi ve bundan artık çok zorlandığımı söyledim. Ek süre istedim. Ona rağmen 8 Eylül günü panolarımı aynı firmaya tekrardan pazarlama usulüyle vermişler.
ve ben bir daha ticaret yapamadım. Aynı zamanda da bittim." ifadelerini kullandı.Savcının, "Bununla ilgili görüşmeyi kim yaptı? İfadenizde Elif Güven'den bahsetmişsiniz." sorusuna karşılık sanık, "Evet" dedi.Savcı, muvazaalı sözleşmeyi kendisinden kimin imzalaması istediğini sanığa sordu.Sanık Ketenci de "Bana sadece Elif Güven söyledi.
Elif Güven, 'İmzalayacaksın, ondan sonra biz sana bunun karşılığında fatura keseceğiz.' dedi. Biz derken Medya AŞ'den bahsediyorum bu arada. Elif Güven'in kendi şahsıyla alakası yok.
Medya AŞ olarak konuştu, 'Biz sana Medya AŞ faturasını böyle keseceğiz.' dedi. Ben de 'Peki o zaman.' dedim." şeklinde cevap verdi."Evimizdeki kasa her evde bulunabilecek türden bir kasadır"Davanın tutuklu sanıklarından Murat Kapki'nin eşi tutuksuz sanık Feyza Kapki ise eşinin ticari faaliyet yürüttüğü hiçbir şirkette ortaklığının, yöneticiliğinin, imza yetkisi ve çalışmasının olmadığını söyledi.İhalelerden, sözleşmelerden, faturalardan ve şirketlerin para işlerinden bilgisi olmadığını belirten Kapki, "Eşim tutuklandıktan sonra da şirketlerle hiçbir şekilde ilgilenmedim.
Herhangi bir çalışana iş talimatı vermedim, şirket adına bir toplantı yönetmedim. Evimizde iddia edildiği gibi kasa bulunmaktadır. Ben bu kasayı ziynet eşyalarımı koymak için kullanırım.
Eşim de zaman zaman para koyardı. Bana isnat edilen paraları muhafaza etme iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Evimizdeki kasa her evde bulunabilecek türden bir kasadır ve hiçbir zaman yüklü miktarda para konulmamıştır." savunmasını yaptı.Kapki, tablo almanın eşinin merakı olduğunu, alım satımıyla hiçbir zaman ilgilenmediğini kaydederek, evlerinde hiçbir dönemde iddia edildiği gibi 45-50 tablo olmadığını, eşi tutuklandıktan sonra da hiçbir tabloyu satmadığını ve bir yere göndermediğini ifade etti.Üzerine atılı suçları işlemediğini savunan Kapki, beraatını talep etti.Tutuksuz sanık Yılmaz Doğan da savunmasında, iddianamede, suç örgütüne bilerek ve isteyerek yardım ettiği, sahte fatura süreçlerine iştirak ederek Vergi Usul Kanunu'na muhalefet ettiği ve "Cebeci Maden Sahası"nda hafriyat dökümleriyle ilgili çevre kirliliği eylemlerine irtibatlı olduğunun iddia edildiğini söyledi.Şahsına yöneltilen bu iddiaların tamamının gerçek dışı, somut delilden yoksun, soyut varsayımlara dayalı bir kurgudan ibaret olduğunu savunan Doğan, üzerine atılı suçlamaları reddetti.Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

