Haber-Kamera: Erdal AKBUĞA(MALATYA) - Yeni Yol Grup Başkanvekili Bülent Kaya, bazı siyasi iktidar mensuplarının, onların görevlendirdiği kimi bürokratların ve kendi iş adamlarının doğrudan ve örgütlü biçimde milleti soymak üzere oluşturduğu bir düzenle karşı karşıya olduklarını söyledi. İstanbul Milletvekili Bülent Kaya, Saadet Partisi Malatya Yeşilyurt İlçe Kongresi'ndeki konuşmasında sermaye piyasalarında yaşanan fon krizinin ekonomik ve siyasi yönlerini gündeme taşıyarak, bu süreç üzerinden iktidarı eleştirdi.
Kaya, açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Bu gündemler arasında en önemlisi, bizim fon soygunu, fon vurgunu ve fon hırsızlığı diye adlandırdığımız olaydır. Bazılarının konuyu küçümsemek için sadece 'fon meselesi' dediği, hatta neredeyse 'foncuk' ifadesiyle meşru göstermeye uğraştığı bir fon krizi yaşıyoruz. Kuşkusuz, bu fon krizinin iki önemli boyutu bulunuyor.
Bunlardan ilki ekonomik ölçeği, diğeri de siyasi yönü ve siyasetteki büyüklüğüdür. Sözünü ettiğimiz soygunun doğrudan etkisi 25 milyar dolar, başka bir deyişle yaklaşık 800 milyar TL düzeyindedir. Soygunun boyutu öylesine büyük ki rakamlar kimi zaman anlamını kaybediyor.
800 milyar ifadesi kullanıldığında, bu tutarın büyüklüğünü insanların zihninde tam olarak somutlaştırmak kolay olmayabiliyor. Miladi Takvim'de Hazreti İsa'nın dünyaya geldiği yıl sıfır sayıldığından, bugün onun doğumunun 2026'ncı yılındayız. Bu fon vurgununu yapanlar, Hazreti İsa'nın doğumundan bugüne dek her gün 1 milyon TL çalsalardı dahi, henüz toplam 800 milyar TL çalmış duruma gelmeyeceklerdi.
Ne yazık ki bu vurgun, borsalarımızda güvenin ciddi ölçüde aşınmasına yol açtı. Gelecek günlerde bu borcun çevrilmesi amacıyla çok fazla para gelmeyeceğini, gelecek kaynağın ise daha yüksek faizle, daha riskli bir alana gideceğini hesaba kattığımızda, ekonomik kayıpların çok daha ağır sonuçlar doğuracağını birlikte görüyoruz.
İktidar partisine mensup yetkililere kulak verdiğinizde, bu yaşananları para hırsına yenik düşmüş birkaç muhteris kişinin yaptığı münferit, bireysel bir olay olarak değerlendirmemizi bekliyorlar. Halbuki keşke yaşananlar, bireysel hareket eden birkaç hırsızın işlediği münferit bir olaydan ibaret olsaydı. O zaman ne ekonomik boyutu böylesine büyük olurdu ne de ne yazık ki sonuçları bu denli ağırlaşırdı.
Karşımızda, siyasi iktidarın kimi mensuplarının, onların atadığı bazı bürokratların ve kendi iş adamlarının doğrudan, organize biçimde bu milleti soymak amacıyla oluşturdukları bir düzen bulunuyor. Bu nedenle söz konusu fon vurgununu, sadece kişisel para hırsıyla ortaya çıkan bir olay olarak göremeyiz. Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görev yapan milletvekili arkadaşımız bu fon vurgunlarını gündeme getirirken, Adalet ve Kalkınma Partisi'nden bir milletvekili arkadaşımız, onların bir bölümünün para hırsına kapıldığını ve paralarını yatırmamaları gerektiğini söyledi.
Milletvekili arkadaşımız da o sırada kendisine gerekli yanıtı verdi. Yine de ben burada söz konusu milletvekiline bir kez daha seslenmek istiyorum: Para hırsına kapılmakla itham ettiğin insan, Ticaret Bakanınız Ömer Bolat mı? Zira kendisinin 37 milyon TL'si 2,5 yıldır bu fonlarda duruyor.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat da parasını söz konusu fonlarda bulunduran bakanlar arasında yer alıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci'nin şirketlerine ait 250 milyon TL de bu fonlara yatırılmış. Elbette, o vurgunu gerçekleştirenlerin sizin adamlarınız olduğunu söyleyebilirsiniz.
Nitekim Genel Başkan Yardımcınız Fatma Betül Sayan, nisan ayında 163 milyon TL'lik yatırım yapıyor. Bu tutar, altı ayın sonunda 2 milyar 200 milyon TL oluyor. Yani parayı saymakta bile zorlanıyorsunuz."
